 |
Kadınlar
taşıyor ağıtlarını.
Bu kadınlar kent de yaşayan feminist kadınlar değil.
Acının içinde, geleneklerin karabasanına sıkışmış kadınlarımız.
Gün geçmiyor ki, ağıtlar yakmayalım kadınlarımıza, öldürülen
genç kızlarımıza.
Değişmeyen katiller. Cellat uzakta değil. Sözüm ona, öldürülenin
canı, kanı, kadını koruyanı. Koruduğunu sandığı namusu adına,
ölüm kararını vereni.
Ne için? "TÖRE"
Törelerin de mi cinsiyeti kadın. Töreleri de belirleyen erkekler
mi?
Namus? Kadında mı olmalı sadece? Namusun bekçileri babalar,
ağabeyler mi? Kocalar mı yoksa?
Cehaletin, bir adı da töre mi?
Bakın ölümü taşıyan kadınlarımızın gözlerine. Sadece kaybettikleri
genç kadın için akmıyor gözlerinde biriken göz yaşları. Kendisi
için, kızı için, kız kardeşi için, kadınlığın kaderi için.
Değişmeli bu kader. Cellatlara ağır cezalar verilmeli. Genç
kızı koruyan yasalar konulmalı. Genç kız evleri olmalı. Kaçıp
gelebilsin ölümden.Yaşama tutunsun. Kendi bedenini, kendi
kimliğini, kendisi korusun.
Tekrar bakın; ölümün, cinayetin, cehaletin resmine. Bir tane
erkek görebiliyor musunuz?
Yok. Ayıbından kaçmışlar çünkü.Ve gene ayıbı kadınlara bırakarak.
Kadınlar örtüyor duvağı, erken gelen ölümün üzerine. Genç
kızın umudunu, düşünün...
Solduruyorlar umutları, ölüm düşürüyorlar körpecik bedenlere.
Bakın resme. Ama iyice bakın. Ayıbı görün.
Kadınların gözlerindeki korkuyu görün. Ve nasılda kaderi paylaştıklarını
görün.
Ve, leşini bırakıp kaçan cellatların ortada olmayışını görün.
Biliyorum, şimdi hepimizin omuzun da ağıtımız.
Utançsa bizim değil.
Cehaletin, adına töre dedikleri namus cinayetlerinin.
Uğur İlhan
|